Print Market


İçeriğe git

Himmet Öcal

Röportajlar

Himmet Öcal (Orkun Ozan Medya Hizmetleri)

“Tasarımın temeli, omurgası tipografik düzenlemedir”

Yıllardır Antalya’da otellere, turizm şirketlerine, sivil toplum kuruluşlarına, kurumlara ve diğer müşterilerine proje bazında üst düzey tasarım ve baskı hizmeti veren Orkun Ozan Medya Hizmetleri’nin sahibi Himmet Öcal, matbaacıların tasarımla baskıya değer katabileceklerini ve işlerinin saygınlığını koruyabileceklerini vurguluyor. Himmet Öcal ile acımasız bir fiyat savaşına dönüşen rekabetten, tasarımın baskının değerindeki rolüne, matbaa – müşteri ilişkilerinden Antalya matbaacılığının üstesinden gelebildiği ve gelemediği işlere uzanan geniş kapsamlı bir söyleşi yaptık.

Matbaadan problemsiz iş çıkması için öncelikle nelere dikkat etmek gerekir?

Birçok meslekte talep eden müşteri aslında o mesleğin kaliteli ve doğru yapılışı anlamında birinci etmendir. Bu müşteri bilinçli olursa neyi satın alma istediğini hangi fonksiyonellikte bir ürün, bir iş satın almak istediğini net olarak iletebilirse bir sorun çıkmaz. Bir yanda o istek, diğer yanda o işi yapacak kişinin mesleki bilgisi, iş deneyimi ve bunun arkasındaki üretim teknolojisinin sahipliği yer alır; bu ikisi örtüşmediği zaman problem çıkar.

İşi üreten, işi yapan insanın mesleki yeterliliği az ise ve karşıdaki insanın birbiri arkasına tespih tanesi gibi dizili anlaşılır olmayan istekleri varsa bunu kendi bilgisi dahilinde bir araya getiremez. o zaman yarım başlayan bir işte yarım çalışılır sonrasında iş talep edenle işi yapan arasında memnuniyetsizlik başlar bunun ortadan kalması için bir tarafın bu işi çok iyi çözümlemesi gerekiyor.

Öte yandan, siz işinizi çok iyi yapıyorsunuz; karşıdaki insanın sizden ne talep ettiğiyle ilgili, az önceki verdiğim örnek gibi bir biri arkasına sıralayamadığı istekleri yönlendirme şansına sahipsiniz. O zaman gücünüz ortaya çıkıyor. Müşteri, sizin karşınızda bir türlü adını koyamadığı işin tam tarifini alıyor. Bu aslında işi yapan insan için son derece avantajlı bir durum. Bu müşteriyi yönlendirmek, bu müşteriye üretim yapmak, yaptığınız üretimin karşısında müşterinin memnuniyeti görmeniz çok daha önemli. Bu problemsiz iştir.

Benim tariflediğim anlamdaki iş talebi, işi yapan tarafından da, işi yaptıran tarafından da, ne istediğini doğru ortaya koyabilen üreticiden istediği bilgiyi, doğru üretimi alan insan için de geçerlidir. Çünkü bu sefer müşteri bilinçlenir. Müşteri yaptıracağı işin yönlendirmesini yapabilir. Bu iş ilişkisinde bir problem çıkmaz. Aksine işin sonunda müşteri, “Bu işi ben yaptırdım” diye işin keyfini de yaşar, egosunu tatmin eder. Sonuçta bir işletme yaptığı işle ilgili kârlılığı ve ardından da üretim arttırmayı düşünüyorsa, müşterinin bu keyfi yaşamasına da karışmaması lazım. Neticede bu ego tatmini duygusu hepimizde vardır.

“Müşteriye karşı doğruyu savunabilmek, bu işin doğruluklarını anlatmak çok önemlidir”

İnsanlar yaptıkları işle yaşarlar. Her insan yaptığı işe daha çok düşünme zamanı ayırır. O işle ilgili daha çok hayal kurar, araştırma yapar. Örneğin ajans ve matbaalarda karşınıza her sektörden müşteri gelebilir; her sektörle ilgili bilgiyle donanmış değiliz. Ama bir ajans, bir tasarımcı ajans, karşısına gelen insanın felsefesiyle ilgili bir hazırlık evresine girmeli. Eğer müşterinin talebini boyutlandıramıyorsanız başta da söylediğim gibi yanlış olan bir işin yanlış üretimi ile başlamış olursunuz. Bundan sonra atacağınız her adım yanlışlıklar üzerine kurulur. Yanlışın savunması olmaz. Hatanın karşı tarafa kabul ettirilmesi ile ilgili çaba gösterilmez; yanlış yanlıştır.

Müşteriye karşı doğruyu savunabilmek, bu işin doğruluklarını anlatmak çok önemlidir. Eğer doğruları savunma anlamında sadece işle ilgili maddi beklenti savunması yapılıyorsa karşıdaki insan bunu zaten anlar ve bu ilişki zaten orada biter. Dünyada hiçbir ülkede bir insan, sadece ondan alınacak maddi bir beklenti karşılığı bir pozisyon taşıdığını kabul etmez. Dünyanın hiçbir yerinde bir emeğin karşılığı olmayan para ödenmez. Ne yazık ki bu aşılamadığı sürece bu sorunların hepsi arka arkaya gelecektir.

Antalya’da eğer kurumsal bir firma veya kurumsallaşmak için uğraşan firma benim dediğim anlamdaki iş yeri bir kurumla, bir şahısla böyle bir iş bağlantısına girmiş ve istediğini elde edememiş ise yaptığı ilk şey, “Antalya’da zaten hiçbir şey olmaz, ne işim var burada” diyerek işini İstanbul’da yaptırmaktır. Böylece Antalya’nın birçok işi dışarıya gidiyor.

“Tasarım, bir işi formatından sayfa düzenlemesine, tipografisine kadar kapsayan çok yönlü bir kavram”

Burada ajansların rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Geçmişte fotoğrafların ve slaytların doğru işlenmesi çok önemliydi. Çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz ama slayt banyolarında bir hata yapılmış, banyo oturmamış, renk oturmamıştır; hatalı başlayan o işten olabildiğince doğru renk ayrımı almaya çalışırsınız. Bu hata filmden kalıba, baskıya yansır. Birtakım mesleki tecrübelerle iş kurtarılmaya çalışılır. Günümüzde dijital fotoğraf makinelerinin geldiği noktada bu sorun ortadan kalktı. Eski ustaların renk gözü ortadan kalktı, çünkü her şey bilgisayarda... CtP ile film ortadan kalktı, kaliteyi elde etmek için ustanın müdahalesine ihtiyaç duyulan noktalar çok azaldı. Son yıllarda çok kaliteli kağıtlar gelmeye başladı. Bir dergiye, bir yayına baktığınızda yumuşak bir dokuya sahip kağıtla psikolojik bir bağ kuruyorsunuz. Çok renkli makinelerde baskı kalitesini, renk kalitesini halledebiliyorsak, geriye farklılık yaratacak tek bir şey kalıyor, o da tasarım...

Tasarım, bir işi formatından sayfa düzenlemesine, tipografisine kadar kapsayan çok yönlü bir kavramdır. Günümüzde insanlar bir resmi sayfadaki bir alana yerleştirmeye tasarım gözüyle bakmaya başladı. Halbuki tasarımın temeli, omurgası tipografik düzenlemedir. Birçok uygulamada fevkalade can alıcı imajlar görürsünüz ama görsel anlatımın yanında sözel anlatımı sağlayan tipografik düzenlemeye baktığınız zaman, içler acısıdır. Birbiriyle örtüşmeyen görsel ve sözel unsurlarla kaliteli tasarımı ortaya çıkarmak mümkün değil.

Baskı sektöründe arayacağınız tek bir farklılık unsuru kaldı; o da tasarımdır.

“Tasarımın bedelinin ödenmesi lazım”
......

Ana Sayfa | Editörden | Baskının Demokratikleşmesi | Şirket Haberleri | Kağıdın Su Yönü | Renkler | Röportajlar | Pazarlama | Fotoğraf | Fuar Haberleri | Haberler | Teknoloji | Baskı Terimleri Sözlüğü | İletişim | Site Haritası


Alt-Menu:


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön