Print Market


İçeriğe git

Renkleri nasıl algılıyoruz

Renkler

Renkleri nasıl algılıyor ve nasıl yorumluyoruz?

Renk, gözün görülebilen ışık tarafından uyarılmasıyla üretilen bir duyumdur. Elektromanyetik radyasyon olarak bilinen enerjinin (Görünen ışık), ışık kaynağından düz çizgiler oluşturan dalgalar halinde yayılması ve bir cisme ulaşması sonucu bir kısım enerji o cisim yüzeyinde emilir, kalan kısmı ise yansır. Yansıyan ışık, gözün retina tabakasına ulaşır ve beyne iletilir. Tam yansıma halinde cisim beyaz, tam emilme halinde siyah görünür. Kısmi yansıma ve emilme, yani enerjinin farklı tipleri elektromanyetik bir tayf (spektrum) oluşturur. Yansıyan farklı dalga uzunluğuna sahip ışıklar gözümüzce algılanır ve beyne ulaşan sinyal renk olarak tanımlanır.

Görülebilen ışık, elektromanyetik enerjinin diğer çeşitleri gibi nanometre olarak ölçülür ve her rengin bir dalgaboyu vardır. Nanometre, bir metrenin milyarda biri değerindedir. Görülebilen ışığın dalgaboyu 400 – 700 nanometre arasındadır. Renk tayfındaki renklerin dalga boyları şöyledir: Mor (violet – menekşe) 400-450, mavi (blue) 450-500, yeşil (green) 500-550, sarı (yellow) 550-600, portakal (orange) 600-650, kırmızı (red) 650-700.

Renkler ve duyularımız

Biz olayları birbirinden farklı ve yanlış görürüz. Renkleri ancak onların çevresel faktörleri ile birlikte algılarız. Beynimizde renkleri algılayan merkezler vardır. Göz 10 milyon renk algılıyor. Renkli dialar yaklaşık 6 milyon, fotoğraf yaklaşık 3 milyon renk ihtiva eder. Renkli uygulamalarda bu sayılar çok daha düşük: analog renk provaları 6 bin, kuşeye baskı (makinede) 4 bin, gazete baskısı 2 bin, dijital prova 2-4 bin renk ihtiva ederler.

Cisimlere baktığımızda renkleri tüm canlılığı ve ayrıntıları ile göremeyiz. Mavi ve violet renkleri ve ara tonlarını oldukça zor algılarız. Bu şaşırtıcıdır çünkü dünyanın neresinde olursanız olun, insanlara hangi renkleri sevdiklerini sorarsanız size maviyi sevdiklerini söyleyeceklerdir. Yalnızca parlak mavi, yeşil - mavi, yeşil, koyu yeşil, turuncu alanlarındaki renk algılamalarımız mükemmeldir. Kırmızıdan sonra, kırmızının koyu tonlarında renk algılamalarımız yine zorlaşır. Beynimizde renkleri algılayan iki tip hücre vardır. Aslında renklerden daha çok siyah ve beyazı görebiliriz. Beynimizde 125 milyon hücre siyah - beyaz tonları algılamamızı sağlar.
Değişik renk algılamalarından beynimizdeki yaklaşık 7 milyon hücre sorumludur. Mavi renk algılamalarımızın düşük olmasının sebebi, bunlardan sadece % 4’ünün maviye hassas olmasıdır. Bu hücreler gözümüzün etrafında yer alır. Bu yüzden ne zaman mavi renge baksak biraz gözlerimizi kısarız. Yeşil renk için bu böyle değildir; çünkü bu rengi algılamak için % 32 oranında hücremiz sorumludur. Fakat bu hücreler gözümüzün ortasında yer alırlar. Belki de bundan dolayı yeşilin en sakinleştirici, en rahatlatıcı renk olduğunu düşünürüz. Renk algılayıcı hücrelerimizin % 64’ü kırmızı renkten sorumludur. Belki bu sebepten dolayı dünyanın her tarafında kırmızı trafik ışığı tehlike işaretidir.

İnsan gözü, sıcak renkleri soğuk renklere nispeten daha canlı algılar. Gözümüz aynı zamanda bir kenar oluşturma çabası içerisindedir. Bize aynı mesafede, aynı büyüklükte iki objeden biri parlak ve kontrast renklere, diğeri pastel ve mat renklere boyanmış olsun; bu objelerden parlak ve kontrast renklere boyanmış olanı bize daha keskin hatlara sahip gibi görünür. Gözlerimiz renkler ve tonlar arasındaki hatları keskinleştirmeye çalışır.

Hepimiz RGB’yi biliyoruz. Kırmızı, mavi ve yeşil renklerin kendinden önce ve kendinden sonra gelen birçok tonları vardır. Bu noktada her bireyin renk algılamasında farklılıklar vardır. Eğer sarı renkten bahsederseniz, bir başkası turuncudan bahsettiğinizi söyleyebilir. Ya da sizce turkuaz mavimsi yeşil mi, yeşilimsi mavi midir?

Özellikle geçiş alanlarında herkesin renk algılaması birbirinden farklıdır. Renk algılarının özellikle geçiş yerlerinde belli bir standarda bağlanamayacağını kabul edersek, bu konularla ilgilenmek çok daha kolay olacaktır.
Bilgisayarlarımızda, renkli yazıcılarımızda kullanılan RGB renk modelleri, ofset baskıda kullanılamaz.
Baskıda Cyan (Mavi-C), Yellow (Sarı-Y), Magenta (Kırmızı-M) ve Siyah (Black -K ) renklerinden oluşan CMYK renk modeli ve gerektiğinde özel (spot) renkler kullanılır.

Renk modelleri, ICC profilleri ve renk yönetim şekilleri gerçekten de mükemmel olamazlar.

Renk yönetimi: Elimine edilecek değişkenler

Renklerden bahsederken, bazı değişkenleri elimine etmek durumundayız. Bir domatesin rengi için bir spektrofotometre ile bazı değerler elde ederiz. Fakat insanlar kendi kişisel değerlendirmelerini işin içine katarlar. Burada farklı bir etken daha ekleniyor. Bu konuda Goethe bize deneyimlerin, bireysel renklerin davranışlarımızı, hareketlerimizi etkileyeceğini söyler ve haklıdır. Renkler hareketlerimizi etkiler ve bu biraz da bizim kişisel deneyimlerimize, kültürel geçmişimize ve geleneksel deneyimlerimize bağlıdır. Örneğin mavi tonlara boyanmış bir odadaki bir kişiye veya gruba oda sıcaklığını sorarsanız size olduğundan 5° C daha soğuk olduğu söylenecektir. Kırmızı tonlarındaki odada aynı sorunun yanıtları ortalama olarak normalden 5° C daha sıcak bir değer olacaktır.
.......

Ana Sayfa | Editörden | Baskının Demokratikleşmesi | Şirket Haberleri | Kağıdın Su Yönü | Renkler | Röportajlar | Pazarlama | Fotoğraf | Fuar Haberleri | Haberler | Teknoloji | Baskı Terimleri Sözlüğü | İletişim | Site Haritası


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön